Skip to content
Hayalet Masaya Oturdu
Hazırlayan Volkan Güvenç, Alafranga Language Solutions


 
Çok da uzak olmayan bir zamandan beri, yapay zekanın çevirmenlerin yerini alacağına dair söylentiler pek çoğumuzun kıyılarına vurmaya başladı. Ama bu kadar kısa sürede elle tutulur bir gerçeğe dönüşeceğini ve önümüzde bir hayalet gibi karşımıza dikileceğini tahmin etmiyordum.
 
2026'nın başında hafif bir toparlanma olacak gibi görünüyordu. Sonra İran savaşı çıktı ve talepler ciddi biçimde söndü, verdiğimiz şahane teklifler donup kaldı. Burada iki şeyi birlikte düşünmek gerekiyor: savaşlar ve yapay zeka alanında arka arkaya gelen başdöndürücü sıçramalar. OpenAl GTP’yi çıkardı, Çin’den Deepseek tüm dünyayı şaşırttı, kısa süre önce yapay zeka vekilleri sahneye çıktı ve şimdi kendi aralarında ihtisaslaşmaya başladılar. Savaşlar ve yapay zekalar aynı anda geliyor. Biri belirsizlik yaratıyor, diğeri alternatif sunuyor. Bu ikisi bir araya gelince, insanlar kararlarını ertelemek yerine vazgeçiyor.

Tsunami İlk Bizi Vurdu
Yapay zekanın geçici bir heves olmadığı, kalıcı ve dönüştürücü olacağı, özellikle Claude'un sahneye çıkmasıyla hakim fikir haline gelmeye başladı. Çeviri sektöründe bu tsunamiyle ilk karşılaşanlar da meslektaşlarımız oldu.
 
O halde şu soruyu masaya yatıralım: yapay zeka hangi tür profesyonel çeviri taleplerini daralttı ya da tamamen yok etti?

İşte bir cevap: ana dile yapılan çeviriler. İnsanlar artık uzman oldukları bir alanda, kendi ana dillerine çeviriyi kendileri yaptırıp kontrol edebiliyorlar. Ama içerik büyüdükçe bu yaklaşım zorlaşır ve bir noktada yine bir tercüme bürosuna ihtiyaç duyacakları beklenebilir. Fakat bu talebin bir post-editing olmasına hazırlıklı olun.
 
Peki çeviri kendi ana diline olmayacaksa? O zaman tablo daha da net: kontrol ettiremeyecekse, yapay zekanın ipiyle kuyuya kim iner? Bir hata çıktığında sorumluluğu kim üstlenir? 

 

Kaş Yaparken Göz Çıkarmak
Yapay zeka ile çeviri “düğmeye bas çeviri gelsin” kadar basit değil, zira onu çeviri alanında kullanmak da başlı başına bir uzmanlık gerektiriyor. Çeviri bilgisi olmadan yapay zekayla çalışmak, kaş yapayım derken göz çıkarmaya açık kapı bırakıyor.

Yapay zeka unutabilir, tutarsız olabilir, halüsinasyon görebilir ve amaca hiç hizmet etmeyen, kültürel açıdan vahim hatalar üretebilir. Yapay zekayla çevrilmiş bir videoda yabancı diktatör için Atatürk kelimesi kullanıldı ki bu onu sevenleri çileden çıkarabilecek bir durumdu. Dil bir hassasiyet meselesidir. Kültür ise daha fazlasıdır.

TM ile Yapay Zeka Arasındaki Gerilim
Bir de şu var: yapay zeka teknolojisi, sektörün onlarca yıldır üzerine inşa edildiği çeviri belleği (TM) teknolojisiyle henüz tam bir uyum sağladığı söylenemez. Sektör bir gözüyle yapay zekaya göz kırparken, öte yandan TM'i terk etme konusunda direniyor. Bu direnç irrasyonel değil: yıllarca biriktirilmiş onaylı terminoloji, müşteri bazlı sözlükler, segment segment büyümüş hafıza tabanları; bunların hepsi gerçek bir değer taşıyor.

Yeni devrimci mimariye ait ilk işaretler gelmeye başladı (LILT). Ama uygulamada hala sorunlar var. Yapay zeka bütünü görerek çeviri yaparken, TM segment segment okur, ikisi aynı metni farklı birimlerle işler. Bu mimari uyumsuzluk henüz tam çözülmüş değil. Araçlar gelişiyor, ama iş akışlarında ciddi sürtüşmeler var.

Uzmanlar Gitmiyorlar
Tüm bunlara rağmen ya da belki tam da bunlar yüzünden şunu söyleyebilirim: profesyonel çeviri için hâlâ belirli bir alan var. Ve bu alan kapanmıyor, dönüşüyor.
 
 
İnsan Kontrolü Önemini Koruyacak
Biz bu sektörde 2002'den beri varız. İstanbul'da Türkçe teknik çeviriyle başladık. Zaman içinde kırk dili aşkın bir kapasiteye ulaştık. Yapay zekayı iş akışımıza dahil ettik ama her kritik adımda insan denetimi kalacak şekilde.
 
Bu bir nostalji değil, bir tercih. Yapay zekanın ne yapabileceğini ve ne yapamayacağını yakından gördük. Ve şuna inanıyoruz: hangi araçlar gelirse gelsin, insan kontrolü çeviri sürecinin merkezinde kalmaya devam edecek. Çünkü dilin sonunda bir insan tarafından okunacağını, yorumlanacağını ve üzerine karar alınacağını bilen tek taraf yine insandır.
 
Hayalet masaya oturdu. Ama masayı terk etmek zorunda değiliz.